TOZLU BİR ŞEHİR SABAHI
Tozlu bir şehir sabahı. Bir bahar günü, tozlu bir şehir sabahı. Yaman geçen bir kışın ardından gelen baharın ilk gününün tozlu bir sabahı. Tozlu bir şehir sabahı. İçim bunalıyor, daralıyor. Şiirler okuyorum, yaşamı sevmek için. Otobüsler kalabalık, kaldırımlar kalabalık, kafam çok kalabalık. Şoför bana bakmıyor, ben de ona bakmıyorum. Kartımı okuttuğum cihazla daha çok muhabbetim oluyor. Otobüs kalabalık. Ama biraz daha sıkışılabilir. İlerler misiniz lütfen biraz? Kimse umursamıyor. Bunu söyleyip söylemediğimden de emin değilim. Kendi sesimi duymadım. Ama abicim orada yer var işte! Bakmıyor bana. Ben de bakmadım kimseye. Tozlu camlardan tozlu şehir manzaralarını izliyorum. Omzumu dürtüyorlar, burnumun dibinde bir otobüs kartı. Alıyorum, cihaza okutuyorum, dönüyorum, geri uzatıyorum, kart yok oluyor elimden. Kim verdi bu kartı? Kim aldı sonra? Bakmadım, bilmiyorum. Kartın rengi maviydi ama, üzerinde şehrin ismi, belediyenin sembolü ve kartın numarası... Günaydın kart, günaydın. Yür...