ÖNÜMDE DURAMAYIŞLARININ HİKAYESİ

Sabahtan beri çalışıyor olmanın verdiği yorgunluk ve bıkkınlıkla önümdeki dosyaları fırlatarak oturduğum sandalyeden kalktım. Bilgisayarın ekranını kapadım, masadaki dağınıklığı düzeltmedim. Kitap raflarının önünden geçerek kapıya ulaştım ve çıktım. Elimi yüzümü yıkamalı ya da soğuk bir şeyler içmeliydim, ya da… Evet evet, en iyisi sigara. Şöyle temiz hava alayım biraz, dedim. Kapıdan çıktıktan sonra direkt gidip merdivenlerden inebilirdim ama vazgeçtim, asansörle inecektim. Bu yüzden sağıma döndüm ve Türk Dili bölümüne ayrılmış uzun bir koridoru geçtim, sonra düzgün bir dörtgen şeklindeki küçük ara koridoru. Onu da geçtikten sonra tekrar sağıma dönmem gerekti ve asansöre giden uzun koridorun başına gelmiş oldum.

Bütün olay o anda yaşandı. Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala övüne övüne anlattığım, hayatımdaki en büyük cesareti sergilediğim o muhteşem an… Koridorun başındaydım, o ise koridorun diğer ucundaydı. İkimiz de kapının ağzında durmuş birbirimize bakıyorduk ve yürümeye başladık. Gözlerimizi kaçırmadan, ifadesiz suratlarımızla birbirimizin üzerine doğru… Korkuyordum, tedirgindim. Gözlerimi kaçırmamaya çalışmak için büyük çabalar sarf ediyordum. Kafamı eğmenin eşiğindeydim ancak dayandım. Her gün geçtiğim bu koridoru ezbere biliyordum. Fakültenin Tarih bölümüne ayrılmış ve her odanın tepesinde bölümün tarihinde yer edinmiş profesörlerin fotoğraflarının olduğu o koridor… Ayakkabılarım mermere değdiğinde tok bir ses çıkartıyor, onun adımları ise sessizdi, sanki uçuyordu.

Sessiz adımlarıyla yürümeye devam etti. Tabi ben de. Aramızdaki mesafe giderek azalıyor, ben terledikçe terliyordum. Yüzümün ifadesini değiştirmemeye, titremelerimi belli etmemeye, gözlerimi kaçırmamaya çalışıyordum. Neredeyse kafamı eğmek üzereydim ki isyanım imdadıma yetişti. Saatlerimi boş bir iş için harcayışıma olan isyanım, hayatımın en güzel yıllarındaki saatleri çöpe atışıma olan isyanım. Terlemem ve titremelerim durdu, gözlerime keskin bir ifade geldi yerleşti. Karşımdakinin bu anda tökezlediğini fark ettim. Artık kendimden daha emin bir şekilde yürüyordum. Sırtım dikleşti, ayaklarım yere daha sağlam basmaya başladı.

Aramızda bir adımlık bir mesafe kalmıştı ve o sağa doğru adım attı, yanımda durdu. Ben kazanmıştım. Ondan daha cesurdum, daha yürekliydim. Bana baktı ve “miyav” dedi. Dersini vermiştim. Yukarıdan ona bakarken yüzüme kibirli bir gülücük yerleştirdim, o yürümesine devam ederken arkadan izledim, gülüşüm silinmemişti.

Asansöre doğru yürümeye devam ettim. Bundan sonra önümde kimse duramazdı, duramadı da.

Comments

Post a Comment

Popular Posts