RUHUN HUZURU


Paltosunu portmantodan aldı, kibarca sırtına geçirdi, kollarını yumuşak bir şekilde paltonun yenlerinden çıkardı. Dışarıdaki hafif hafif serpen kara bakıp atkısını boynuna, kasketini kafasına geçirdi. Hareketleri çok yavaştı. Pantolonundaki tozu hafif dokunuşlarla vurarak temizledi. Topuklarını yere sertçe basarak, yavaş bir şekilde yürümeye başladı. Yürürken sağına soluna değil, gökyüzüne ağzı açık bir şekilde bakıyordu. Onun bu hareketini gören çevredekiler, aralarına mesafe koyuyor, onu geçtikleri halde kafalarını çevirip tekrar tekrar izlemekten kendilerini alamıyorlardı.

Birden durdu, kafasını indirdi, etrafına bakındı. Bulunduğu yeri tanıdı, ama emin olmak için yine de bir sokak tabelası aramaya başladı. Menekşe Sokak... Evet, doğru yerdeydi. Bir kahkaha koyuverdi. Kendi ekseninde bir tur döndü, mutluluğuna ortak arıyor gibiydi ancak sokak boştu. Bir binaya girdi; vestiyere paltosunu, atkısını ve kasketini bıraktı, numarasını aldı, biletini verdi, içeri girdi. Yer gösterici elinde tuttuğu fenerle ona koltuğunu gösterdi. Ortam bir hayli karanlıktı, sadece belli belirsiz vücut parçaları görüyor, hiçbir yüzü seçemiyordu.

Koltuğuna kuruldu, oturduğu sıra epey boştu, sağına soluna bakıp hoşbeş edecek birisini aradı, bulamadı. Neyse ki fazla beklemek zorunda kalmadı, perde açıldı. İnce bir keman sesi bütün salonu sardı. Bu hüzünlü sesi, peşinden gelen hızlı ve yer yer yükselip sonra düşen sesler takip etti. Oturduğu yerde güldü, çevresine bakındı, mutluluğunu paylaşacak birisini aradı, yine bulamadı.

Resital bittiğinde yüzünde kocaman bir gülümseme, gözlerinde ise yaşlar vardı. "Tanrım bu ne mutluluk... Ruhum... Ruhum, huzura erdi..." Kalkarken birisinin kolundan tuttu, "Bayım sizce de ruh huzuru için bu dinleti harika değil miydi?" dedi. Karşısındakinin yüzünü göremedi, tuttuğu kolun ıslak ve çok ince olduğunu fark etti. Zoraki arkadaşından hiçbir tepki alamayınca onun kolunu bıraktı. "Bu devirde insanlar bir acayip." diye homurdanarak vestiyerin yolunu tuttu. Kıyafetlerini aynı şekilde yavaşça ve nazikçe giydi, dışarı çıktı, soğuk havayı ciğerlerine çekti, ta ki burnu sızlayana kadar. Sonra bir kahkaha attı ve yoldan geçmekte olan bir adamın kendisine baktığını fark etti.

"İçeride harika bir dinleti var efendim, ruh huzuru için birebir. Kaçırmayın." dedi ve elini sallayarak, seke seke, çocuklar gibi şen bir şekilde evinin yolunu tuttu. Ardında bıraktığı adam önce koşan kişiye, sonra karşısındaki yıkık dökük, yanmış binaya baktı.

"Ulan ne manyaklar var ya..." dedi ve yürümeye devam etti.


Comments

Popular Posts