ÇEŞİTLEMELER - 1

Kalmak ve sağa sola bakmak istedim ama Calpurnia koridorda beni önüne katıp götürdü. Halbuki tek istediğim orgun başındaki genç adamın onu izleyen topluluğa hiç aldırmadan ilahi bir esriklikle notaların içinde kayboluşunu daha çok seyredebilmekti... Ayağı bir dakika sabit durmuyor, körükle hava doldurdukça dolduruyor ve orgun içine sıkışan havayı seri hareketlerle oynattığı parmaklarıyla serbest bırakıyordu. İşte bu kültür-fizik hareketleri müziği oluşturan nadide unsurdu. Calpurnia tabi ki her zaman olduğu gibi yine huysuzdu. Acıkmıştı, daha fazla durup beklemek istemiyordu. Ancak aklım fikrim o genç adamdaydı. Parmak klavyeye ilk değdiği anda uçuyordu bu dünyadan; ilahi varlıklarla evrende turluyor, vücudunun her bir zerresini hissediyor, kendi hücreleriyle konuşuyor, insanlığın başlangıcını ve sonunu bir göz kırpışında görüyordu. Orgtan çıkan, içinde bulunduğu gotik kilisenin kolonlarını sarsıp, kirişlerine kadar her yerini kuşatan o müzik başka şekilde ortaya çıkamazdı.

Müziği neşeli ya da hüzünlü değildi, kendisi gibi dinleyenlerin de ilahi bir esriklik içinde kaybolmalarını istiyordu ve bunu da çok iyi başarıyordu. Böyle düşündükçe Calpurnia'nın tavırlarına bir açıklama getirebiliyorum. Bu esriklik, huysuz ve doğuştan kötücül Calpurnia'nın daha kötü bir ruh haline bürünmesine, korkmasına, sıkı bir dindar olmasına rağmen işlediği günahları karşısında görmesine neden oluyor olmalıydı. Zavallı kadın.

Delikanlının süt beyazı teni, klavyede duran ince ve kemikli parmakları, kapalı gözleri ve sürekli titreyen ince telli kıvırcık saçları... Herhangi bir nota çıkmasa bile onu izlemek, içine düştüğü esrikliğe düşmek için yeterli olabilir.

Bir Ave Maria onun ellerinde yüce bir kainat gezisi, bakireliğin erdemi, kutsallığın özü üzerine her şeyi hissedebildiğin ve görebildiğin bir yolculuğa dönüşebilir. Bir Ayışığı Sonatı onun ellerinde hüzünlü mehtabın bir gölgesi değil de; ruhun en karanlıkta kalmış isteklerine yapılan bir yolculuğa dönüşebilir. Diğer şeylerden başka, von Weber'in Son Valsi'ni çarpıtarak ve çılgın gibi yüksek sesle çalışını da acıyla hatırlıyorum.

Comments

Popular Posts