BİR REHBER HİKAYESİ: MACERANIN HORULTUSU

-Zaphod!
-Ha? Ha, ne?

Rehber’in önsözünü okurken uyuyakalan Zaphod, Ford’un köprüden seslenmesiyle yerinden sıçrayarak uyandı. Sıçrama anında kafaları birbirine çarptı.

-Lanet olsun Ford, dürtükleyerek uyandırmaya ne oldu?
-Yanına gelmeye üşendim. N’apıyorsun sen ?
-Ne demek n’apıyorum? Bir şeyler okuyorum işte. Bilirsin, araştırma yaparken bir şeyler okuman gerekir. Bunun için özel gözlüklerim bile var.

Zaphod parıltılı gözlüklerini havada döndürerek gösterdi. Ford’tan belli belirsiz bir kikirdeme duyuldu.
-Güldün mü sen?
-Yok canım. Sen, araştırma yapmak, bir şeyler okumak… Garip bir üçlü. Neyse, okumana biraz ara ver, kitap kurdu! Bunu söylediğime çok pişman olacağım ama yardımına ihtiyacım olabilir.

Zaphod önündeki sıkıcı kağıtlara baktı, o sırada soldaki kafası esneyip gözlerini kırpıştırdı. Sağ kafasındaki gözlerini Ford’a dikti, sol kafa hala mayışık hareketler yapıyordu.

-Bu kağıtlar önemli Ford. Hem de tahmin edemeyeceğin kadar. Şu an tamamen, bütün zerrelerimle buna odaklanmış durumdayım ve hiçbir şey beni araştırmamdan alıkoyamaz. Öğle yemeği dışında, yemek ister misin?
-Hmm…
-Ah, anlıyorum. Merak ettin değil mi? Zaphod’un muhteşem, dahiyane yeni araştırmasını öylesine duymak istiyorsun ki yemek lafını işitmedin bile.
-Hayır, sadece tokum…
-Öf! Tamam, tamam. Sana söyleyeceğim. Pan Galaktik Gargara Bombası’na eklenecek yeni malzemeler arıyorum. Artık…
-Bunu istediğimi sanmıyorum Zaphod. Yardıma ihtiyacım var.
-Sus da dinle, hıyar herif. Ne diyordum? Heh! Artık içtiğimde karaciğerim ağrımıyor, o tatlı tatlı yanan acıyı özledim. Tekgöz Phaelis bana aradığım şeyin bu kağıtlarda olduğunu söyledi.
-Tekgöz Phaelis, 838 gözü olan ve hayattaki tek amacı Evren’deki herkese şaka yapmak olan bir hergele. Geçen seferi unuttun mu?
-Bunu defalarca kez söyledim, Sessiz Çığlık Savaşı olayında sarhoşluğumdan faydalandı.
-Sen hep sarhoşsun.
-Bu doğru değil. Ben çoğunlukla sarhoşum. Evrenin hiçbir yerinde “çoğunlukla” ile “hep” aynı anlama gelmez. Gördüğün gibi yine haklıyım.
-Peki, bu sefer de sarhoş muydun?
-Konumuz bu değil Ford.

Konu tam olarak buydu. Çünkü Zaphod, Tekgöz Phaelis’in yanında son kez sarhoş olduğunda birlikte Sessiz Çığlık Savaşı’na sebep olmuşlardı. Her şey, Tekgöz Phaelis’in Sahathea gezegenindeki şiir çekişmesinin ne kadar güzel olduğunu ve bu şiirleri ömründe bir kez duyanın başka bir şey duymak istemeyeceğini söylemesiyle başladı. Zaphod, hiçbir şeyin kendi sesinin tınısından daha güzel olamayacağını iddia etti ve oracıkta şarkıya başlayarak birkaç kulak iltihabına neden oldu. Tekgöz Phaelis, oraya gitmeyi teklif etti. Zaphod ise aracı kendisinin kullanacağını söyledi. Oraya vardıklarında yalnızca temel seviyede sürrealizm içeren ve yüzde doksanlık bir oranla dizelerinin herhangi birinde “sessiz çığlıklar” kelimesini içeren şiirlerle karşılaştılar. Zaphod, kahkahalarla güldü; kendini yerlere attı, şiirlerin çok kötü olduğunu söyledi. Şiirini okumakta olan büyük usta, bu söz üzerine durdu ve bunu kimin söylediğini sordu. Zaphod dalga geçercesine “Elbette, nehrin karşısındaki yeşil adam söyledi.” dedi. Şansa bakın ki gerçekten de nehrin karşısında bir yeşil adam vardı ve o, büyük ustanın en büyük rakibiydi. Büyük usta, hışımla orayı terk etti ve şafakta, bütün kuvvetleriyle nehrin karşısına saldırdı. Gün sonunda, ortada yalnızca sessiz bir çığlık kalmıştı.

-Bu kağıtlar bana o harika duyguyu tekrar yaşatabilir. Ama bir sıkıntı var…

Ford cevap vermedi, o sırada yavaş adımlarla yürüyüp gördüğü her şeye dokunmakla meşguldü. Her dokunuşunda yüz ifadesi değişmekteydi; şaşkın, mutlu, üzüntülü…

-Sen beni dinliyor musun? dedi, Zaphod sitemkar bir şekilde.
-Maalesef. Asıl soru, sen beni dinleyecek misin?
-Belki sonra, yeterince sarhoş olduğumda. Bu kağıtlar Rehber’in evrene saçılıp gizlenmiş önsözünün sadece ilk paragrafı.
-Önsöz mü? Sen bunu nereden buldun?
-Budala herif, dedi sağ kafasındaki salyalı ağzı gülerek, Galaktik İmparatorluk Hükümeti Başkanı ile konuştuğunu unutuyorsun. Başkanlık yetkilerimi kullanarak kayıtlara ulaştım. Hiç zorluk çıkarmadılar.
-Sen şimdi bana, hala başkanlık yetkilerini kullanabildiğini mi söylüyorsun? Yaptığın onca şeyden sonra?
-Eh, siyaset böyledir, yakalanmadığın sürece masumsundur. Bazen geçmişi arkamızda bırakmamız gerekir değil mi? Cevap verme, diyerek ağzını açan Ford’u susturdu. Senin tüysüz maymun nerede?
-Dent mi?
-Sen ona öyle mi sesleniyorsun? Neyse, onu da çağır, ona bile ihtiyacımız var.

Comments

Popular Posts